14 Ekim 2018 Pazar
yüzyıl
Kalabalık bir şehrin virane bir semtinde sabaha kadar boş boş oturup 12'de uyandıktan sonra ne yapacağını bilmemek, kafayı yemeye ramak kalmışken zamanın geçtiğini mi geçmediğini mi anlamak veya anlayamamak. Bir gün saçma sapan bir yerde saçma sapan bir saatte birini görmek. Melankoliye bağlamak. Bazı önemli kararlar alıp uygulamamak. Eskiyi düşünmemeye çalışırken alakasız bir şeyle eski günlerdeki mutluluğu özlemek. Kısa bir zaman geçirmiş olmaya rağmen hayatını kapladığını anlamak ara ara. Niye böyle yapıyorlar lan bana? demek. Bir şeyleri yoluna sokmaya çalışırken yolların karla kaplanması, ayağındaki ayakkabının bez olması. HADİ! derken, o bez ayakkabının gerçekliği. Napcaz abi? demek birbirine. Kaderimize razı mı olucaz, olmasak nolucak demek. Bazen iyi düşünmek. Sevdiğim insanlar iyi olsun da, gerisinin koy amına demek. Sonra sevdiğin insanlar nerde amınakoyim? demek.Bir şeyler denemek, bir şeyler söylemek. Bir şeyler konuşmak. HA mutlu muyuz? Yine hayır. Sıkıldım, zaten ucuz olan kalemimin bu kadar mutsuz olması beni yordu. Şuraya artık mutlu bişiler yazsam ya? Birine akroştiş şiir yazsam mesela küçük çocuk gibi mutlu olsam. Duygusal bebeyim aşamıyorum. Sorry...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
